Anasayfa Hakkımda İLETİŞİM Blog Destek

ARAMAK İSTEDİĞİNİZ KELİMEYİ GİRİN

18 Mart 2018

MULTI-TASKING SORUNSALI | DİJİTAL GÜNLÜK


Uzun ara vermelerime alıştınız siz ama ben alışmak istemiyorum. Ders çalışmak blog yazmaya engel değil aslında. Ancak ne yazmalıyım, hangi konuda içerik üretmeliyim ona karar veremiyorum. Yazarken çok vaktimi almayacak ama aynı zamanda sizin de ilginizi çekecek bir şeyler üretmek zor oluyor. Bu yüzden sessiz kalmayı tercih ediyorum. Öncelikle bununla alakalı konuşmak istedim.

Bir diğer konuşmak istediğim konu ise Dijital Günlük. Bundan sonra blogu hem canlı tutmak adına hem de fiziksel ortamda üşengeçlik yapıp günlük tutmama sorunuma çözüm bulmak adına bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Artık her pazar günü akşam saatlerinde bir haftamı özetleyecek yazılar hazırlayacağım. Sizin hoşunuza gider mi bilmiyorum ama beni blog yazmaya motive edeceği kesin. O zaman ilk Dijital Günlük yazıma başlıyorum!


Nasılsınız? Ben 2 haftaya vizelerimin başlayacak olması sebebiyle biraz gerginim. Yetiştirilecek çok şey var. Planlamanın önemine bir kez daha değinmek istiyorum. Şu planlama, program hazırlama işi gerçekten o kadar önemli ve başarının anahtarı ki... Benim yeteneklerim köreldi nedense. Hiçbir şeyi yetiştiremiyorum, hiçbir şeye yetemiyorum ve bir bıkmışlık hissediyorum.

Son yıllarda popüler olan bir durum var biliyorsunuz ki: aynı anda birçok iş yapma veya diğer adıyla multi-tasking. Kendinizi birkaç parçaya bölerek her yere, her şeye yetişmeye çalışan biriyseniz TEBRİKLER! (YA DA ÜZGÜNÜM Kİ) SİZ DE MULTI-TASKING BİR KİŞİLİĞE SAHİPSİNİZ!

Şimdi bir durup düşününce "E zaten herkes aynı anda birçok iş yapıyor. Ben okuyorum hem de part-time çalışıyorum. Annem hem evle ilgilenip hem de çalışıyor." gibi düşünceler geliyor aklınıza. Ama bu öyle bir olay değil. Bunlar günlük rutin işler. Multi-tasking ise normalde başlı başına yapılması gereken işleri tek seferde yapmaya çalışmanın adı. Yeterince kavramı açtığımı düşünüyorum.

Tamam, bu çok güzel bir özellik. Becerikli, kendini geliştiren bir insan modeli -diye düşünüyoruz. Ancak işin içine girince durum pek öyle değil ne yazık ki. 

Bazı insanlar bunun kişiye ruhsal ve bedensel olarak zarar verdiğini düşünüyor. Hatta bazı bilimsel ispatlar dahi var. Ben bu bilgileri başka bir yazımda sizlere açıklayacağım, şu an araştırma aşamasındayım. 

Kendimi bu "kendini geliştirme" olayına çok fazla kaptırdım. Her anımı dolu dolu değerlendirmek, yeni bir şeyler öğrenmek, keşfetmek istiyordum. Garip ama her zaman diğerlerinden bir adım önde olmak zorunda gibi hissediyordum. Sebebini sorarsanız söyleyemem, tamamen içgüdüsel. O yüzden bu multi-tasking olayını denemek istedim. Zaten bazı yazılarımı okuduysanız bilirsiniz. İkinci üniversiteye başlamak, dil kursuna gitmek gibi yeni uğraşlar edindim. Kötü olmadı kesinlikle. İyi ki de yapmışım diyorum. Ama kendime zarar vermeye başladığımın farkında değilim.

Bu dönemin başında Almanca kursuna devam etmeye karar verdim. A2 sertifikamı da almak istedim. Bununla beraber dedim ki teknik çizim biliyorum, bilgisayar destekli çizimi de öğreneyim. O yüzden Autocad kursuna da kaydoldum. Her şey kayıt olana kadar çok güzel. Kaydı yaptırdıktan sonra asıl film başlıyor. Alın elinize patlamış mısırınızı, cipsinizi. Kendinize yapmış olduğunuz zararı başrolden izleyin.

Kurslarla da bitmedi aslında multi-tasking kararım. Freelance olarak çalışmaya başladım. Çok büyük paralar kazanma amacım yok, temel ihtiyaçlarımı -mesela kredi kartı ekstresi- karşılasa yeter diye düşündüm. Güya boş vakitlerimi değerlendirecektim. Ailemle birlikte yaşadığım için sonuçta onların da bazı sorumluluklarını almam gerekiyor. Ev işleri gibi mesela. Öğrenci evinde veya yurtta yaşıyor olsam erteleme imkanına sahibim ama ailenizle yaşadığınız için böyle bir imkan olmuyor. Dersten sonra kütüphaneye birkaç saatliğine gidebiliyorum. Akşam yemeğine yetişmek zorundayım. Evim üniversiteye de uzak, trafik çok vakit alıyor. 

Uzar da uzar kısacası. Yani genel olarak üzerimde bu dönem üniversite derslerim haricinde çok fazla yük var. Bu sebeple mantığım harekete geçti ve ikinci üniversiteyi bir dönemliğine bırakmaya karar verdim. Hem ödemem gereken harcı da çok gelmişti o sıra. Yine aklımda devam etmek var ama bu sefer bölüm değişikliğine gidecek gibiyim. Her neyse, konumuz bu değil.

Üniversitede bu dönem aldığım ve hepsini de vermek zorunda olduğum 9 tane ders var. Laboratuvar derslerim arttı. Yani üniversitedeki yüküm zaten bir hayli fazlayken böyle türlü türlü maceralara atıldığım için kendimi son zamanlarda kötü hissetmeye başladım. Uykumu alamıyorum, yataktan çıkmak istemiyorum, hiçbir şey yapmak istemiyorum. Dönem başladı başlayalı derslerime bile çok fazla vakit ayıramadım. Kendime dahi vakit ayıramıyorum diyebilirim. Kendimi "olmazsa olmasın" moduna almak istemiyorum çünkü bu sefer tüm ipin ucu kaçacak. Yani neden oldu, nasıl böyle bir hale geldim bilmiyorum ama kendini geliştirme olayına kendinizi çok fazla kaptırmamak lazım. Gözünüzü öyle bir karartıyor ki kendinize yaptığınız zararı göremiyorsunuz.

Almanca kursunda sorunlar yaşamaya başladım. Hocamla arada bir tartışıyoruz, kurstaki diğer arkadaşlar genelde benden büyük ve kimseyle diyalog kurmak istemiyorum bu yüzden. Kursu bırakmaya niyetleniyorum ancak bu seferde evdekilerle tartışıyorum. Altından kalkamıyorum diye açıklama yapsam da "Yapmak zorundasın" cevabını alıyorum. Böyle böyle yıpranıyorum işte. Karşılığını mutlaka alırım ama şu an bunlarla başa çıkmak zor geliyor.

Belki de bunun yolu ufak ufak başlamaktır. Yani sporcular bile kondisyon kazanarak kendilerini geliştiriyorlar. Zaman yönetimi de böyle bir şey. Yavaş yavaş eklemek lazım. Birden artırınca dozu kafanızı kuma gömüp saklanmak istiyorsunuz.

N'apalım işte. Bir şeyden vazgeçtim, diğerlerinden vazgeçmek istemiyorum. O yüzden kendimi sağlam tutmaya çalışıp altına girdiğim işlerin altından kalkmaya çalışacağım. Bir daha da kendime bu kadar yüklenmek istemiyorum. 

Upuzun bir yazı oldu. Sonuna kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. 

Kendinize iyi bakın, mutlu haftalar!

4 yorum:

  1. Bu "Dijital Günlük" fikri gerçekten iyi olmuş. Başka bir şay yazamasan bile her pazartesi buna devam etmeni öneriyorum. Özellikle birkaç yıl sonra bu zamanını ve düşünce yapını bu yazılar üzerinden görmek değerli bir durum olabilir. Neşeli sevgilerle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten ne kadar başarılı olduğum ortada. :( Keşke gerçekten istikrarlı olabilsem ama malesef. Yorumun için çok teşekkür ederim. :))

      Sil
  2. multi-tasking ifadesini duymamıştım ama ne demek istediğini çok iyi anladım. Ben de kendimi bazen bu duruma sokuyorum. Hayatı dolu dolu yaşa, kendini geliştir, hem sosyal hem kültürlü ol, bir yandan sporunu ihmal etme. İş hayatında başarı kazan ve ev işlerini aksatma vb. derken insan bazen çok bunalıyor. Birden çok işi yapmak insana başarma duygusu tattırıyor ama bir yerde vücudun da zihnin de isyan ediyor. Sanırım sen de o noktaya gelmişsin.

    Hiçbirini bırakamam diyorsan hepsinin biteceği zamanı düşün. Eninde sonunda bitecekler. Yazın güzel bir tatil yapıp iyice dinlenir, yeni döneme bomba gibi başlarsın. Kolaylıklar diliyorum :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten kendi kendini motive etme konusunda çok yararlı bi düşünce önerdin, bitireceğin zamanı düşün... Bunu düşünmezsem zaten sonsuza dek devam edecekmişim gibi bir düşünceye kapılıyorum. Çok teşekkür ederim yorumun için. :)

      Sil

E-BÜLTEN

ARŞİV

Google+ TAKİPÇİLERİ