Anasayfa Hakkımda İLETİŞİM Blog Destek

ARAMAK İSTEDİĞİNİZ KELİMEYİ GİRİN

17 Kasım 2017

NERELERDEYDİ BU MÜHENDİS HANIM KIZIMIZ?

Yazar Tarih Kasım 17, 2017

Merhabalaaar! Bayadır (ama bayadır) Blogger'a ve sevdiğim bloglara uğrayamıyordum. Burada da beni okuyan birileri "E bu kız her hafta 1-2 yazı atardı, nerelerde acaba?" diye düşündüyse böyle bir "günceleme" yazısı yazayım dedim. 

Peki nerelerdeydim, neden blog yazmıyordum?
Instagram'dan takip edenleriniz sebebini biliyordur muhtemelen. (Eğer siz de takip etmek isterseniz şuraya iliştireyim.) 18 Eylül gibi üniversitede derslerim biraz hızlı başladı. Biraz da temele dayanan dersler olmadığı için başında biraz kafa patlatmam gerekti. Çok fazla vaktimi aldığı için kendime bile vakit ayıramıyordum. 10 Ekim gibi de Almanca kursum başladı. Bütün bunlarla birlikte İkinci Üniversitenin de dersleri eklendi. Uyumaya zor vakit buluyordum. Blog yazmam haliyle olanaksızdı. Ancak asıl sebep tabii ki V İ Z E L E R! Vizeler biraz sert çarptı. Onlara çalışmaktan buralara uğrayamaz oldum, üzücü...

Genel bir cevap verdim ancak biraz daha uzatmak istiyorum. Çünkü neden olmasın? 

Blog yazmayı inanılmaz özledim bu arada. Kendimi ifade etmeyi, düşüncelerimi yazıya(elektronik bir ortama) dökmeyi seviyorum ve bana iyi geldiğini düşünüyorum. Her ne kadar blogumda düşünce yazılarına pek yer vermesem de anladığımı, bildiğimi veya öğrendiğimi buralara bir yerlere, birilerinin hayatına, kendime bırakmak hoşuma gidiyor. 

Ha aklıma gelmişken düşünce yazıları okumayı sever misiniz? Hiç bu konuda hazırlık yapmadım ama birbirimizi tanımak adına -genelde bloggerlar tarafından okunduğumu varsayarak birbirimiz diyorum- güzel bir içerik aslında. Yazmamı isterseniz belki birkaç bir şey karalayabilirim. 

Daha bugün vizelerim bittiği için kendimi blog yazmaya, kitap dergi okumaya ve dizi izlemeye vermeyi düşünüyorum. Anlayacağınız bugün epey dinleneceğim.

Tabi insanın vize haftası ilham perileri yanında oluyor. Aklıma tonla blog için içerik fikri geldi. Onları da bir bir oluşturmak istiyorum. Umarım beğenerek okuyacağınız yazılar olur.

Yeni ve güzel yazılarla görüşmek üzere!

3 Kasım 2017

AYLA | FİLM YORUMU

Yazar Tarih Kasım 03, 2017

Merhaba! İşte Ekim 2017'nin meşhurlaşmış filmini sizler için yorumluyorum!

Film çıktıktan sonra herkesin çok beğendiğini, övgüler yağdırdığını duydum. Genelde Türk filmlerini sinemada pek izlemem ama bir şans vereyim dedim Ayla'ya. Ve iyi ki de demişim!

Ayla'nın konusu; 1950'li yıllarda Kore Savaşı'na destek olmak üzere Kore'ye Türk askeri gönderilir. Astsubay Süleyman Dilbirliği'nin de içinde bulunduğu Türk birliği bir gün savaş meydanında küçük bir kız çocuğu bulur. Bu Koreli kız çocuğunu da yanlarına alarak onunla ilgilenirler. Astsubay bu kıza Ayla adını verir. Vazifesini tamamlayan Türk birliği 15 ayın sonunda Türkiye'ye geri gönderilecektir. Astsubay Süleyman Ayla'ya çok bağlanıp babalık yapmıştır ve onu bırakıp geri dönemez. Kore kanunları gereği kızı yanında götüremediği için kaçırmaya kalkışır ancak yakalanır. Ayla, Koredeki savaş yetimleri için açılmış olan Türk okuluna bırakılır. Bunun üzerine Astsubay Süleyman ve Ayla, savaştan sonra tekrar beraber olacaklarına dair birbirlerine söz verirler.

Başrolde Çetin Tekindor, Taner Birsel, İsmail Hacıoğlu, Ali Atay gibi başarılı isimler bulunuyor. 

Gerçek hikayeden uyarlama olması sebebiyle çok duygulandırıcı. Kesinlikle izlemeniz gereken bir film. IMDB puanı ise 9.3.

Film kategori itibariyle dram, savaş türünde olsa da yer yer izleyici esprileriyle güldürüyor, sevimli Ayla'nın davranışları yüzünüzde sıcacık bir tebessüm oluşturuyor. 

Bu arada Ayla'yı canlandıran Kim Seol gerçekte 6 yaşında olmasına rağmen mükemmel başarılı bir oyunculuk yeteneği var. Zaten izlediğinizde de göreceksiniz.



Film Türkçe ile birlikte İngilizce ve Korece olarak yurtdışında yayınlanıyor. Ayla: The Daughter of War adıyla tanıtıldı.



Oscar Aday Adayı olan bu muazzam film Cape Town Uluslararası Film Festivali'nde "En İyi Kurgu Yönetmeni" ödülünün sahibi oldu. 

Filmin renk skalasını, çekimlerini de çok beğendiğimi belirtmek isterim. Bu tekniklerin daha önce Türk sinemasında pek kullanıldığına rastlamadım.



Birçok kişi Kore Savaşı'nın çarpıtıldığına, Ziraat Bankası ve Türk Hava Yolları sponsorluğuna takılmış olup filmin başarısız olduğunu söylüyor. Bana böyle düşünmeleri çok anlamsız geliyor. Buradaki olay savaşın çarpıtılmasından ziyade ortaya çıkarılan ürün bana göre. Çünkü Türk sinema tarihindeki en başarılı filmler arasında yerini almak üzere bir film. Yurtdışından da övgüler alıyor. Bunun farkına varıp desteklemek yerine hemen eksiğini bulmak neden anlamıyorum. Biraz gurur duysak bir şey kaybetmeyiz. 

Hazır şimdilerde vizyondayken gidin bir izleyin derim. 

Eğer siz de Ayla filmini izlediyseniz bir yorum bırakırsanız çok sevinirim.

Puanım: 5/5




Keyifli seyirler!

14 Ekim 2017

WHOAMI | FİLM YORUMU

Yazar Tarih Ekim 14, 2017

Yine yeni bir film yorumu! Umarım bu tip yazılarımdan hoşlanıyorsunuzdur. 

Bu seferki film "Hiçbir Sistem Güvenli Değildir." adı altında 2014-Alman yapımı bir bilim kurgu-suç filmi. IMDB puanı ise 7.6. Almanca orijinal dilinde olduğunu da belirtmek isterim.

Konusu: 25 yaşında bilgisayar dehası baş karakterimiz hacker Benjamin, asosyal ve toplum tarafından dışlanmış birisi. Bir gün Max ile tanışır ve onu bir partide kendi yazılım ve donanım uzmanı olan arkadaşlarıyla tanıştırır. Bu dörtlü grup kendilerine bir isim arar ve CLAY(Clowns Laugh At You)'i kurmuş olurlar. Bu hacker grubu kısa zamanda tanınmaya başlayacak hackleme girişimlerinde bulunurlar. Bunun sonuncunda Europol ve Alman Gizli Servisi CLAY'in peşine düşer. Bununla beraber karanlık bir hacker grubu olan FR13NDS ve MRX ise kendilerine rakip olacaktır.

Böyle siber güvenlik-hack filmlerini Hollywood'da izlerdik. Almanya'nın da "Biz de buradayız, harikalar yaratıyoruz." atıfı tadında bir film olmuş.



1 saat 45 dakika kadar süren film, sürükleyici. Sıkılmadan izleyeceğiniz türden. Özellikle yazılım, hack olaylarına meraklılar için müthiş motive edici olabilir.

Oyunculuklarını beğendim. Elyas M'barek sanırım Almanlar tarafından sevilen, başarılı bir oyuncu. Daha önce yorumladığım Die Welle filminde de yer alıyordu. Orada bir Türk karakteri canlandırmıştı. Hatta çoğu filminde Türk rolünde. Maalesef bu filmde değil. Elyas M'barek'in oyunculuğu çok güzeldi bu filmde. Diğerleri de başarılıydı.

Filmde sanki minik boşluklar vardı. Ancak her filmde o kadar boşluklar olur diye düşünüyorum. Sonuçta bir kurgu.

Yakındığım bir diğer konu ise neden hep hackerlar asosyal, toplum tarafından dışlanmış, kendini yazılıma vermiş karakterler oluyor? Neden hep siyah kapüşon takıyorlar? Eğer izlediyseniz Mr. Robot'ta da vardı bu durum. Zaten Mr. Robot ile çok benzer karakteristik özellikler var. Sanırım bu işler böyle yürüyor. 😂

Beğendiğim bir film oldu. Ters köşe üstüne ters köşe yapan, finali harika olan bir film. Kesinlikle yazılımseverlerin izlemesini öneriyorum. Boş vakit kaybı değil.

Puanım: 4.5/5
Keyifli seyirler!

3 Ekim 2017

ÜNİVERSİTEYE YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN SOSYAL AĞLAR

Yazar Tarih Ekim 03, 2017

Merhaba! Yeni başlayan mini mini birler veya hazırlık öğrencileri için 1-0 önde başlamalarını sağlayacak öneriler vermek istedim. 

Sosyal medyanın hayatımızın içine ne kadar gömüldüğünden bahsetmeme gerek yok. Son derece klişe bir cümle zaten artık. Üniversite zamanında çok fazla önem taşıdığı da aşikar.
Aşağıda belirttiğim her sosyal ağı her üniversite öğrencisinin mutlaka kullanması gerektiğini düşünüyorum. 

1. GMail

Şaka mı bu? gibi bir tepki verebilirsiniz. Biliyorum, gmail hesabı olmayan insan sayısı çok az. Benim demek istediğim artık "ciddi" bir gmail hesabınızın olması gerektiği. Yani candygirl@gmail.com veya uzaydangelencocuk@gmail.com gibi mail adresleri yerine adınızı ve soyadınızı içeren bir mail adresi. 

Artık yetişkin bir bireysiniz. Bu yüzden troll amacıyla açılmış gmail hesabınız varsa kendinize ciddi işler için kişisel bir mail adresinizin olması gerekiyor. Bankaya, üniversite portal sistemine, hocalarınıza mail adresinizi verirken komik duruma düşmek zorunda kalmamış olursunuz. Hem tüm bu önemli mailleri tek bir mail adresine yönlenmesini sağlamış olursunuz. 

Emin olun, bana hak vereceksiniz. Tüm bu mail karmaşası içerisinde hocanızın projeyle alakalı mailini gözden kaçırdığınızda  durumlar çok acı olacaktır.

2. LinkedIn

LinkedIn, iş dünyasındaki kişilerin diğer kişilerle iletişim kurmasını ve bilgi alışverişi yapmasını amaçlayan profesyonel sosyal paylaşım platformudur. Kendi alanınızla alakalı kişileri çevrenize ekleyebilir, onların deneyimlerinden faydalanabilirsiniz. Kendi CV'nizi oluşturabilir, alanında uzman kişilerin CV'sini görebilir ve böylelikle kendi geleceğinizle ilgili bir yol çizerken ilham alabilirsiniz. Birçok kurum artık LinkedIn gibi profesyonel platformlardan eleman ihtiyacını karşılıyor. Bu sebeple şimdiden bir LinkedIn hesabı açarak gelişmeleri yakından takip etme şansı yakalamış olursunuz.

3. Twitter

Pekala, bu da şaka gibi görünüyor olabilir. Fenomen olma çabasından ziyade yine gelişmeleri yakından takip edebilmek adına Twitter kullanımı çok önemli. Örneğin, ben gıda mühendisliği öğrencisiyim. Twitter hesabım üzerinden TMMOB, Gıda Mühendisleri Odası, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gibi kendi alanımla alakalı Twitter hesaplarını takip ediyorum. Bu sayede yeni içeriklerin hepsine ulaşabiliyorum. Siz de aynı şeyi kendi alanınız için uyarlamalısınız.

4. Facebook

Şaşırtmaya devam ediyor muyum? Neden mi Facebook? Biliyorum, Facebook artık eski haline göre kalitesi çok düşen bir sosyal ağ haline geldi. Ancak biz bu kısmıyla ilgilenmeyeceğiz. Üniversitenizle, bölümünüzle alakalı ve hatta aldığınız bir dersle alakalı bile bir Facebook grubu oluşturulabiliyor. Sizin de mecburen bu gruplara dahil olmanız gerekiyor. O zaman doğal olarak listeye Facebook'u da eklemiş bulunuyoruz.


Üniversite ortamına yeni giren arkadaşlar için ihtiyaçları olabilecek en önemli sosyal platformlardan bahsetmek istedim.

Bazı insanlar sosyal ağ kullanmak istemiyor veya kullanmayı doğru bulmuyor. Ancak işin bir de sosyalleşme olmayan boyutu da var. Bunu da unutmamak lazım.

Keyifli, başarılı günler!

E-BÜLTEN

ARŞİV

Google+ TAKİPÇİLERİ